TURPÇU TERMİK SANTRALE KARŞI
CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, Kilimli İlçesine bağlı Çatalağzı Beldesinde bulunan termik santralleri beldesinde istemeyen ve bunun yanında kurulması planlanan termik santrallere karşı olduklarını belirten vatandaşların Çatalağzı Havuzbaşında toplanarak bölgenin geleceğini tartıştığı toplantıya katıldı.
Haber giriş tarihi : 27-07-2015 | 15 : 44 52
Haber güncelleme tarihi : 27-07-2015 | 15 : 44 52
CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, Kilimli İlçesine bağlı Çatalağzı Beldesinde bulunan termik santralleri beldesinde istemeyen ve bunun yanında kurulması planlanan termik santrallere karşı olduklarını belirten vatandaşların Çatalağzı Havuzbaşında toplanarak bölgenin geleceğini tartıştığı toplantıya katıldı.
Termik santraller konusunda TBMMye 8 Temmuz 2015 tarihinde soru önergesi veren CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu toplantıda şunları ifade etti:
Karadeniz baştan başa doğasıyla ve sahip oldugu doğal zenginliklerle bizlere hep cömert davranmıştır. Ancak gelmiş olduğumuz durumda Ankara`da masa başında alınan kararlarla, Karadeniz`in ve özelde Zonguldak ilimizin doğasının ve geleceğinin telafisi mümkün olmayacak şekilde tahrip edildiğini hep birlikte üzülerek görmekteyiz.
insan sadece kendisine yatırım yapmaz, içinde yaşadığı dünyaya ve çevreye de yatırım yapar bu nedenle biz Karadeniz`in ruhuna uygun olarak yeşilin içinden, doğayla barışık olarak gelişmeliyiz. Bu dengeyi kurmak icin çaba sarfetmeliyiz.
Türkiyenin yerli enerji kaynağı diye yola çıktığı serüvende geldiği yer, dışa bağımlılığı yükselten ve yabancı şirketlere ve ithal kömüre açılmış bir piyasa haline gelmiştir. Yerli kömüre dayalı kurulan Termik santraller bir yolunu bulup ithal kömüre yönelmişlerdir.
Zonguldakta kurulu mevcut termik santrallerin amacı bir yanda yerli kaynakları yani kömürümüzü değerlendirmek, öte yandan da istihdam sağlamak, bunu yaparken de çevreyi ve insan sağlığını en iyi şekilde korumak olmalıdır. Gördüğümüz burada bulunan santraller ne Zonguldak kömürünü yakıyor ne de dünyada bulunan diğer santraller gibi sağlık ve çevre koşullarına uygun bir biçimde çalışıyor. Bunlar yetmezmiş gibi yeni termik santraller yapmaya karar verdiler. Bunu neden yaptılar, bizim sesimiz çıkmadığı için yaptılar. Geç de olsa burada böyle bir toplantının düzenlenmesini bir kazanım olarak değerlendiriyorum. Biz mevcut santrallerin de dünyadaki standartlara uygun şekilde olmasını istiyoruz.
Yani, Zonguldak ve çevresinde kurulu olan Termik santrallerin çevreye ve insan sağlığına verdigi olumsuz etkiler ne bu ülkenin gerçeğidir ne de Zonguldak ilimizin ve Zonguldaklıların kaderidir.
Bu nedenle 08.07.2015 tarihinde Meclis Başkanlığına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle oldukça kapsamlı bir soru önergesi vererek kaygıları Meclis gündemine taşıdım.
Zonguldakta üretim yapan iki firmadan biri ithal kömürle çalışıyor. Bildiğimiz kadarıyla yeni kurulmak istenen santraller de ithal kömüre dayalı dizayn ediliyor. Bu durumda ne olacak? Yerli kömürden 1e 10 kat daha fazla çevreye zarar veren ithal kömür Zonguldak ve cevresini yaşanmaz hale getirecektir. Termik santral kurup, ithal kaynak kullanmak başka ülkelerin zehrini Zonguldağa taşımaktan, bu zehri Zonguldaklılara solutmaktan başka bir şey değildir!
Hali hazırda mevcut santrallerin insan sağlığına ve doğaya olumsuz etkilerini minimum indiren modernizasyonları yapılmadan yeni termik santraller yapılması bölgemizi cehenneme çevirecektir.
Zonguldak ve cevresinde mevcut durumda termik santral yogunluğu olduğu göz önüne alındığında yenilerinin yapılmaya çalışılmasını anlamak da mümkün değildir.
ilgili makamdakiler şu soruların cevabını Zonguldaklılara vermekle yükümlüdür:
- Zonguldak`ta bulunan termik santrallerin ilimizin doğal hayatına, hava kirliliğine ve insanlarımızın sağlığına yönelik etkilerini inceleyen bir çalışma yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?
Halkımızın bunları, gerçeği öğrenme hakkı vardır.
Bir başka önemli konu Zonguldak`ta bulunan termik santrallerin filtreleme, arıtma ve atmosfer üzerinde olumsuz etki oluşturan maddelerin tutulması için kullanılan sistemler gibi almaları zorunlu önlemlerin yanında bölgeye çevresel ve sosyal sorumluluk alanında ne kadar katkı yaptıkları, yıllık karlarından bu projelere ne kadar yatırım ödeneği ayırdıklarıdır.
ülkemizde özellikle son 13 yıllık süreçte ne yazık ki ben yaptım oldu anlayışı ile hareket edildiğinden ve ÇED raporlarının bilimsel ve teknik özelliğini kaybederek, sadece formaliteyi yerine getirmekten ibaret oldugundan hareketle en önemli gereklilikler arasında yer alan bölge halkının ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri ve önerileri de süreç içerisinde dikkate alınmamaktadır.
Konunun asıl muhatapları olan, buradaki gerçekle her gün yaşamak durumunda olan siz değerli halkımızın görüşleri ve önerileri yok sayılmaktadır. Bu anlayışı kabul etmemiz asla mümkün değildir.
Mevcut santraller için, bizler denetleme faaliyetinin yapılıp yapılmadığını bunun için rutin kontroller yapılıp yapılamadığını bilmiyoruz. Filtreleme yapması gerektiği halde filtrelemeyi yapmayan bakımlarını aksatarak çevre koruma önlemlerini takip etmeyen operator şirketlerin karşılaştığı cezai işlemlerin ne olduğu, bu cezaların caydırıcılığı ve bu yaptırımların sonuçlarını ortaya koyan bir çalışmanın olup olmadığını bilmek burada yaşayan vatandaşlarımızın en tabii hakkıdır.
Kömürle çalışan termik santrallerin ülkemizin enerji politikasındaki yerini sorgulamamız gerekmektedir. özellikle mevcut termik santrallerin çevreye olumsuz etkilerinin minimize edilmesi konusunda bir master planı yapılmalıdır.
Türkiye`nin önümüzdeki 50 yıllık enerji politikasını şekillendirip, termik santrallerin Türkiye`nin enerji politikasında nasıl bir yer tutacak bunu belirleyerek makro düzeyde bir farkındalık yaratmamız gerekmektedir.
Anayasa'nın 56'ncı maddesine göre, herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek hem devletin hem de vatandaşların ödevidir.
Halkımızın bu hakkının gaspedilmesine asla müsade etmeyeceğiz. Suyumuzun, havamızın, doğanın, insanımızın zehirlenmesine asla göz yummayacağız. Yeni santrallere geçit vermemeliyiz. Bunun yolu da mevcut kanunları en iyi şekilde kullanmaktan geçiyor. Bununda ötesinde halkımızın da tepki göstermesi gerekiyor. Bölgemizin sesini, insanlarımızın bu haklı feryadını duyurmak için herkesin üzerine duşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getireceğine yürekten inanıyorum.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







